İlk İnsanlar Neler Yapıyordu?

Günümüzde alıştığımız yaşam tarzı ile geçmişteki yaşam tarzı o kadar farklı ki, bazen düşününce o dönemlerde hayatın çok sıkıcı olduğunu hepimiz zaman zaman düşünüyoruz. Bazen de tam tersi, o ilk çağlardaki insanların sessiz, gürültüsüz yaşam tarzlarını özlemiyor değiliz. İlk çağ zamanında insanların bizim gibi araba geçen yolları, televizyonları, ailecek kalacak bir evleri, evlerine ekmek almaya gidecek bir marketleri dahi yoktu. Teknolojiye o kadar alıştık ki artık günümüzde başka bir alternatif yaşamı hayal dahi edemiyoruz. Bugün yaşadığımız bölgeler bile aynı genellikle, hatta hepimizin bir memleketi var. Ama ilk insanlar zamanında bir aile sürekli aynı bölgede de konaklamazdı, daha doğrusu konaklayamazdı. Çünkü sürekli yürüyorlar, sürekli yer değiştiriyorlardı ve bu yaşam tarzına sahip ailelere günümüzde tarih kitaplarında göçebeler adı veriliyor.

Bu göçebe insanlar kendileri için yiyecek araştırması yaparlardı. Bulundukları bölgenin etrafını iyice gözler, buralardan yiyeceklerini elde ederlerdi. Örneğin çevredeki bitkileri, ağaçlardan çıkarttıkları kabuklu yiyecekleri ve ufak veya büyük meyveleri toplarlardı. Bunların tümünü tükettikten sonra da, orada yiyecek kalmadığı için başka bir bölgeye, henüz el değmemiş olan alana göçerlerdi. Avlanma işini genellikle erkekler yapardı. Kadınlar ve çocuklar ise daha çok toprak işleri ile uğraşırlar, meyveleri ve yumurtaları toplarlardı. Erkekler ağır işleri kendileri yapardı. Örneğin mızrak, ok ve yay gibi aletlere sahiptiler ve bunlarla hayvanları avlayabiliyorlardı. Aynı zamanda gelen tehlikelere karşı ailelerini ve çevrelerini koruyabiliyorlardı. Eğer bir bölgede uzun süre kaldılarsa ve erkekler orada çok sayıda hayvanı avladıysa, bir süre sonra o bölgeye hayvanlar uğramazdı. Bu da orada yaşayan insanların yeniden göçmesine sebep olurdu. Doğal yaşam bu şekilde ilerliyordu.

Deniz, göl gibi yerlerin yakınında yaşayan kişiler ise çoğunlukla balıkçılık ile uğraşırlardı. Sıcak bir iklime sahipse bulundukları alan, çadır kurarlar, bu çadırları da göçtükleri yere birlikte götürürlerdi. Belki de çadırcılık en eski mesleklerden biridir. Ya da insanın en iyi yapabildiği şeylerden biridir diyebiliriz. Çünkü geçmişte insanlar bunu çok sık yaptığından, çok profesyonelleşmiş olduklarını düşünebiliriz. Ama soğuk yerde yaşayanlar için bunu söylememiz yanlış olur. Zira çadır değil, mağara gibi yerlerde kalıyorlardı. Günümüzde bir çok mağara el yazısı, mağara duvarlarına yapılan resimlerden onları tanıyoruz. Bu çizilen resimlerin, o duvarlar ile günümüze kadar gelmesi ne kadar harika bir olay. İnsanoğlu nereden nereye geldi, ama tarih hepsini kaydetti ve şahit oldu. O duvarların ağzı olsa da keşke bize daha detaylı olarak o dönemleri anlatsa diye hangimiz düşünmüyoruz ki?

En eski insanlar Dicle ve Fırat nehirlerinin kıyısında yaşıyorlardı. Burada toprak nemliydi, boş yeşilliğe sahiptiler ve en önemli kaynakları arpa ve buğday yetiştiriciliğiydi. Ot çok olduğu için, otla beslenen hayvanların çokluğundan da o bölgede bahsedebiliriz. Çevrelerindeki nehirlerde balık tutup avlanmaları da onlar için aslında büyük bir nimetti. O dönemki doğal şartları ve dünyanın bugünkü kadar bozulmamış olduğunu düşününce de aslında harika bir ortamın orada olduğunu hayal edebiliriz. Ancak kıyılardan uzağa gidildiğinde çok fazla yağmur yağmıyordu ve bu bölgelerde toprağın kuru olması sebebiyle yeni tarlaların oluşması için bir zorluk çıkıyordu. Ancak insanlar buna bir çözüm ürettiler ve nehirlerden tarlalara kadar su kanalları açmayı başardılar. Bu sayede yağmursuz yerlerde ürün yetiştirebiliyorlardı ve suyu o bölgelere aktarıyorlardı.

Çiftçilik dünyanın en eski mesleğidir belki de, insanların geçim kaynağı, yaşama kaynağı buna bağlıydı. İnsanlar da buna bağlı olarak kendi dönemlerinde icatlar yapmışlardır. Bugünkü gibi sulama sistemleri veya musluğa takacakları bir hortumları yoktu. Ama bunun yokluğunu da hissetmiyorlardı. Her bölgede yaşayan insanların farklı özellikleri vardı. Kimisi avlanmayı iyi yapardı, kimisi çiftçiliği kimisi de çok iyi metal, çanak çömlek veya odun… Dolayısıyla çeşit çoktu, bu da ticaretin yolunu açıyordu. Tüm bu olaylar, yani ilk çağ M.Ö. 7000 yılı civarında oluyordu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir